Konkordato.net Logo
KONKORDATO.NET Konkordato İlanları Ve Takip
Hukuk & Rehber

Konkordato Projesi Reddedilirse veya Başarısız Olursa Ne Olur?

📅 Tarih: 07.09.2026 👁️ Okunma: 39
Mühletin kaldırılması, iflasın doğrudan açılması ve borçluları bekleyen hukuki yaptırımlar Konkordato, mali dengesi sarsılan bir işletme için finansal yoğun ba
Mühletin kaldırılması, iflasın doğrudan açılması ve borçluları bekleyen hukuki yaptırımlar Konkordato, mali dengesi sarsılan bir işletme için finansal yoğun bakım ünitesidir. Mahkemenin verdiği mühlet kararı, borçluya adeta bir oksijen maskesi takar; icra takiplerini dondurur, haciz tehditlerini öteler ve şirkete toparlanması için hayati bir zaman kazandırır. Ancak bu koruma kalkanı sınırsız ve karşılıksız bir hediye değildir. Mahkemeye sunduğunuz kurtarma reçetesi yani konkordato projesi gerçekçi bulunmazsa, alacaklılar masasında yeterli desteği göremezse ya da süreç içinde komiserin talimatlarına uyulmazsa o oksijen maskesi bir anda çekilir. Açık konuşmak gerekirse, konkordato sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması sizi sadece başladığınız zor günlere geri döndürmez. Çok daha vahim bir tabloyla; aylardır kapıda biriken alacaklıların tsunamisiyle, doğrudan iflas kararıyla ve şirket yöneticilerinin şahsi malvarlıklarına kadar uzanabilecek ağır hukuki yaptırımlarla baş başa bırakır. Sürecin her aşamasında yaşanan tıkanıklıkların ne tür sonuçlar doğurduğunu, koruma kalkanı düştüğünde sizi nelerin beklediğini ve iflasın soğuk nefesini hissetmemek için nelere dikkat etmeniz gerektiğini adım adım inceleyelim. Konkordato Neden Reddedilir veya Başarısızlığa Uğrar? Bir konkordato başvurusunun hüsranla sonuçlanması genellikle tek bir nedene dayanmaz. İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde kurgulanan bu mekanizma, hem matematiksel hem de hukuki açıdan kusursuz bir disiplin gerektirir. Uygulamada sürecin tıkanmasına yol açan başlıca senaryolar şunlardır: 1. Ön Projenin Gerçekçi Olmaması ve Finansal Tutarsızlık: Mahkemeye sunulan nakit akış tablolarının ve borç ödeme projeksiyonlarının piyasa gerçekleriyle örtüşmemesi, bağımsız denetim raporlarının zayıf temellere dayanması. 2. Alacaklılar Toplantısında Yeterli Çoğunluğun Sağlanamaması: İİK m. 302 uyarınca aranan nitelikli çoğunlukların (kaydedilmiş alacaklıların ve alacak tutarlarının kanunda belirtilen oranlarının) teklife onay vermemesi. 3. Konkordato Komiserinin Olumsuz Rapor Düzenlemesi: Komiser heyetinin, şirketin faaliyetlerini sürdürmesinin imkânsız olduğunu veya borçlunun dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini mahkemeye bildirmesi. 4. Borçlunun Yasak Tasarruflarda Bulunması: İİK m. 297 hükmünü çiğneyerek mahkeme izni olmaksızın rehin tesis edilmesi, kefil olunması, şirket malvarlığının devredilmesi veya komiserin direktiflerinin hiçe sayılması. 5. Tasdik Şartlarının Karşılanamaması: Teklif edilen ödeme miktarının, borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçecek muhtemel tutardan daha az olması veya gerekli teminatların mahkeme veznesine yatırılmaması. 6. Borçlunun Süreçten Feragat Etmesi: Borçlu şirketin konkordato talebini geri çekmesi, ancak mali tablolarında borca batıklığın sabit olması. Mühlet Döneminde Fırtına: Geçici ve Kesin Mühletin Kaldırılması Konkordato süreci iki ana mühlet diliminden oluşur: 3+2 ay olmak üzere en fazla 5 ay süren geçici mühlet ve ardından verilen 1 yıl (gerektiğinde 6 ay uzatılabilen) kesin mühlet. Bu süreler borçluya tanınmış birer dokunulmazlık zırhıdır. Fakat kanun koyucu, sürecin kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla mühletin erken aşamalarda kaldırılmasına imkân tanımıştır. Geçici Mühlet Aşamasında Talebin Reddedilmesi Başvuruyla birlikte verilen geçici mühlet döneminde atanan geçici komiser, şirketin durumunu mercek altına alır. Eğer hazırlanan ön projenin baştan itibaren uygulanamaz olduğu, sunulan evrakların gerçeği yansıtmadığı veya şirketin kurtulma ümidinin bulunmadığı anlaşılırsa, mahkeme 5 aylık sürenin tamamlanmasını beklemeden geçici mühlet kararını kaldırabilir ve konkordato talebini reddeder. Kesin Mühlet İçinde Mühletin Kaldırılması Halleri (İİK m. 292) Kesin mühlet aşamasına geçilmiş olması, yolun sonuna kadar güvende olduğunuz anlamına gelmez. İcra ve İflas Kanunu'nun 292. maddesi, mahkemenin kesin mühleti derhal kaldırarak konkordato talebini reddetmesini gerektiren dört açık durum sayar: ● İflasın Açılmasının Malvarlığının Korunması İçin Zorunlu Olması: Borçlunun malvarlığının her geçen gün eridiği, işletmenin zarar etmeye devam ettiği ve şirketin açık tutulmasının alacaklıların zararına olduğu tespit edilirse. ● Konkordatonun Başarıya Ulaşamayacağının Anlaşılması: Pazar koşulları, hammadde krizleri veya operasyonel aksaklıklar sebebiyle sunulan projenin hedeflerine ulaşamayacağı kesinleşirse. ● Borçlunun İİK m. 297'ye Aykırı Davranması veya Komiseri Devre Dışı Bırakması: Borçlunun komiserden habersiz gizli ödemeler yapması, şüpheli faturalar kesmesi, mal kaçırma girişiminde bulunması veya komiserin denetim talimatlarını yerine getirmemesi. ● Borca Batık Sermaye Şirketinin Talepten Feragat Etmesi: Şirketin kendi isteğiyle konkordatodan vazgeçmesi; ancak bilançosunun aktiflerinin pasiflerini karşılamadığının (borca batıklık) açıkça ortada olması. Mahkeme bu gerekçelerle mühletin kaldırılmasına karar vermeden önce mutlaka borçluyu, varsa konkordato talep eden alacaklıyı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya çağırarak dinlemek zorundadır. Yargıtay içtihatları, borçlu yetkilisi dinlenmeden verilen mühlet kaldırma ve iflas kararlarını usulden bozmaktadır. Yolun Ayrıldığı Kritik Kavşak: İflasa Tabi Olanlar ve Olmayanlar Konkordato talebinin reddedilmesi veya mühletin kaldırılması durumunda ortaya çıkacak hukuki sonuç, borçlunun hukuki statüsüne göre ikiye ayrılır. Burada kanunun çizdiği sınır son derece nettir: 1. İflasa Tabi Borçlular (Ticaret Şirketleri ve Tacirler) Anonim şirketler, limited şirketler, kollektif ve komandit şirketler ile ticari işletme işleten gerçek kişi tacirler Türk Ticaret Kanunu uyarınca iflasa tabidir. İflasa tabi bir borçlunun konkordato talebi reddedildiğinde, mahkeme sadece dosyayı kapatıp kenara çekilmez. İİK m. 292 ve m. 308 hükümleri uyarınca; borçlunun iflas sebepleri mevcutsa (özellikle borca batıklık hali sabitse), mahkeme konkordato talebinin reddiyle birlikte borçlunun doğrudan doğruya iflasına (re'sen) karar verir. Yani şirket konkordato ile kurtulmayı hedeflerken, davanın bittiği duruşma salonundan müflis sıfatıyla çıkar. 2. İflasa Tabi Olmayan Borçlular (Şahıslar, Esnaflar ve Tüketiciler) 7101 sayılı Kanun ile yapılan reform sonrasında, iflasa tabi olmayan gerçek kişiler de (tüketiciler, esnaf muafiyetinden yararlananlar vb.) konkordato talep edebilmektedir. Bu kişilerin konkordato projeleri reddedildiğinde veya mühletleri kaldırıldığında kural olarak haklarında doğrudan iflas kararı verilemez. Peki bu kişiler tamamen kurtulmuş mu olur? Kesinlikle hayır. İflas açılmaz ancak üzerlerindeki tüm yasal koruma kalkanı kalkar. Dondurulan icra takipleri, konulan hacizler ve maaş kesintileri kaldığı yerden, hatta birikmiş faizleriyle birlikte derhal işleme konur. Alacaklılar Toplantısı ve Mahkeme Tasdik Aşamasında Reddedilme Konkordato projesinin en kritik sınavı alacaklılar toplantısı ve sonrasındaki mahkeme tasdik duruşmasıdır. Projenin yürürlüğe girebilmesi için bu iki aşamadan da başarıyla geçmesi şarttır. Oylamada Yeterli Çoğunluğun Bulunamaması (İİK m. 302) Komiser nezaretinde yapılan alacaklılar toplantısında projenin kabul edilmesi için kanunun aradığı iki alternatif çoğunluktan birinin sağlanması zorunludur: ● Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını aşan bir çoğunluk (Çifte Nisap: Kişi sayısı olarak %50+1 ve alacak tutarı olarak %50+1), VEYA ● Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini (%25) ve alacak tutarının üçte ikisini (%66,6) aşan bir çoğunluk. Toplantı günü ve bunu izleyen 7 günlük iltihak süresi içinde bu nisaplar toplanamazsa, konkordato projesi alacaklılar tarafından reddedilmiş sayılır. Komiser bu durumu nihai raporuyla Asliye Ticaret Mahkemesine iletir. Mahkemenin Tasdik Talebini Reddetmesi (İİK m. 305) Alacaklılar projeyi kabul etse dahi son söz mahkemenindir. Mahkeme, İİK m. 305'teki tasdik koşullarını re'sen inceler. Eğer; ● Adi konkordatoda teklif edilen tutar, borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel tasfiye payından azsa, ● Teklif edilen ödeme planı borçlunun gerçek gelir ve kaynaklarıyla orantısızsa, ● İİK m. 206 birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar (işçi alacakları, nafaka vb.) için tam ödeme taahhüdü verilmemiş veya teminat gösterilmemişse, ● Konkordato harç ve giderleri ile alacaklılara ödenecek paralar için gereken teminatlar mahkeme veznesine depo edilmemişse, Mahkeme konkordatonun tasdiki talebini reddeder. İflasa tabi şirketler bakımından borca batıklık şartı mevcutsa, mahkeme aynı kararla borçlunun doğrudan iflasına hükmeder (İİK m. 308). Tasdik Sonrası Çöküş: Konkordatonun Feshi (İİK m. 308/e ve 308/f) Konkordato projesinin mahkemece tasdik edilmesi dahi nihai bir garanti değildir. Asıl sınav, tasdik edilen ödeme planına sadık kalınmasıdır. Borçlu taksitleri aksatmaya başlarsa iki farklı fesih mekanizması devreye girer: 1. Konkordatonun Kısmen Feshi (İİK m. 308/e): Kendisine konkordato projesine uygun olarak ödeme yapılmayan her alacaklı, mahkemeye başvurarak sadece kendi alacağı bakımından konkordatonun feshini isteyebilir. Bu durumda o alacaklı, konkordato ile feragat ettiği indirim haklarını geri kazanır ve borcun tamamı üzerinden icra takibine geçer. 2. Konkordatonun Tamamen Feshi (İİK m. 308/f): Her alacaklı, borçlunun konkordato şartlarını sakatlayan bir hilesi olduğunu kanıtlayarak tasdik edilmiş konkordatonun tamamen feshini talep edebilir. Konkordato tamamen feshedildiğinde tüm borçlular eski haklarına döner ve iflasa tabi borçlunun doğrudan iflası gündeme gelir. Kalkan Düştüğünde Ne Olur? Duran Takiplerin ve İcraların Geri Dönüşü Mühletin kaldırılması veya tasdikin reddi kararı kesinleştiğinde ya da ilan edildiğinde, borçlu için en yıkıcı pratik sonuç icra dairesi koridorlarında yaşanır. İİK m. 294 gereğince geçici ve kesin mühlet boyunca durdurulan tüm mekanizmalar anında serbest kalır: ● Takiplerin Yeniden Başlaması: Alacaklılar daha önce başlattıkları icra takiplerine kaldıkları yerden devam eder. Süreç içinde yeni takip başlatamayan alacaklılar ise aynı gün içinde yüzlerce yeni icra dosyasını borçlunun önüne koyar. ● Haciz ve İhtiyati Tedbirlerin Yağması: Şirketin banka hesaplarına, tapudaki taşınmazlarına, araçlarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına (İİK m. 89/1 haciz ihbarnameleri) anında bloke ve haciz konur. Mühlet boyunca uygulanamayan ihtiyati haciz kararları derhal fiili hacze dönüşür. ● Rehinli Malların Satışı: Rehinli alacaklılar (bankalar, ipotek sahipleri), mühlet döneminde satış isteyemiyorlardı. Ret kararının ardından rehinli taşınmaz ve fabrikaların icradan satış süreci hızla tetiklenir. ● Askıya Alınan Faizlerin ve Sürelerin Canlanması: Konkordato mühleti boyunca rehinli olmayan alacaklar için faiz işlemesi durmuştu. Sürecin başarısız olmasıyla birlikte, askıya alınan tüm faizler geçmişe dönük olarak hesaplanır ve ana paraya eklenir. Borçluları ve Şirket Yöneticilerini Bekleyen Ağır Hukuki ve Cezai Yaptırımlar Konkordatonun başarısızlığı sadece şirketin tüzel kişiliğini değil, şirketi yöneten gerçek kişileri de doğrudan hedef alır. Borç batağı derinleşirken atılan her hatalı adım, yöneticilerin önüne birer ceza davası veya şahsi tazminat faturası olarak çıkar. 1. Hileli İflas Suçu (TCK m. 161) Konkordato sürecinde veya öncesinde alacaklıları zarara uğratmak kastıyla hareket eden yöneticiler, Türk Ceza Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile yargılanır. Hileli iflas kapsamına giren eylemler şunlardır: ● Malvarlığını gizlemek, kaçırmak veya muvazaalı işlemlerle üçüncü kişilere devretmek, ● Şirketin aktifini gerçekte var olandan az, pasifini (borçlarını) ise gerçekte olduğundan fazla göstermek, ● Fiktif (hayali) borçlar veya sahte senetler yaratarak alacaklılar kurulunda haksız oy çoğunluğu elde etmeye çalışmak, ● Ticari defter ve muhasebe kayıtlarını tahrif etmek, saklamak veya yok etmek. 2. Taksirli İflas Suçu (TCK m. 162) Kasıtlı bir hile olmasa dahi, bir tacirin basiretsizliği ve ağır ihmali sonucu iflasa sürüklenmesi TCK m. 162 kapsamında taksirli iflas suçunu oluşturur ve 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörür. Şirketin mali durumunun bozulduğunu gördüğü halde hesapsız ve kontrolsüz lüks harcamalara devam etmek, piyasa teamüllerine tamamen aykırı vadeli borçlanmalara girmek veya kumar ve şans oyunlarıyla varlık eritmek bu kapsamda cezalandırılır. 3. Sermaye Şirketlerinin İflasını İstememek Suçu (İİK m. 345/a) İcra ve İflas Kanunu'nun 345/a maddesi, aktifleri pasiflerini karşılamayan (borca batık) bir sermaye şirketinin yetkililerine, bu durumu öğrendikleri anda mahkemeden iflas talep etme yükümlülüğü yükler. Konkordato mühleti bittiğinde ve borca batıklık devam ettiğinde, şirketi iflasa götürmeyip piyasayı dolandırmaya devam eden şirket müdürleri ve yönetim kurulu üyeleri, alacaklının şikâyeti üzerine 10 günden 3 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir. 4. Çek Kanunu ve Karşılıksız Çek Yaptırımları Konkordato mühleti boyunca borçlu aleyhine karşılıksız çek düzenleme suçundan dolayı ceza takibatı yapılamaz ve koruma sağlanır. Ancak konkordatonun reddi veya feshinden sonra, ödenmeyen çekler için 5941 sayılı Çek Kanunu m. 5 devreye girer. Yöneticiler hakkında karşılıksız kalan her çek yaprağı için adli para cezası ve çek hesabı açma ile çek düzenleme yasağı kararları verilir. Adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza doğrudan hapis cezasına dönüştürülür. 5. Tasarrufun İptali Davaları (İİK m. 277 vd.) Konkordato öncesinde veya mühlet döneminde şirketten akrabalara, grup şirketlerine veya üçüncü kişilere rayicin çok altında devredilen taşınmazlar, araçlar ve fabrika ekipmanları güvende değildir. İflasın açılmasıyla birlikte İflas İdaresi veya münferit alacaklılar, geriye dönük 5 yıllık şüpheli ve ivazsız tasarrufların iptali için dava açar. Kaçırılan tüm mallar iflas masasına zorla geri döndürülür. 6. Şirket Yöneticilerinin Şahsi Sorumluluğu (TTK m. 553) Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı kendi şahsi malvarlıklarıyla sınırsız olarak sorumludur. Konkordato sürecini kötü niyetle uzatan ve alacaklıların tahsilat oranını düşüren yöneticiler devasa tazminat davalarıyla yüzleşir. İflas Masası Açıldığında Şirketi Ne Bekler? Mahkemenin iflas kararı vermesiyle birlikte şirketin tüzel kişiliği sona ermez ancak ticaret yapma ehliyeti elinden alınır. İflas açıldığı anda: ● Tasarruf Yetkisinin Kaybı: Şirket yöneticileri artık tek bir kuruş harcayamaz, çek imzalayamaz, fatura kesemez. Tüm yönetim İflas Müdürlüğü ve oluşturulacak İflas İdaresine geçer. ● İflas Masasının Oluşması: Şirketin banka hesapları, stokları, fabrikaları, makineleri ve alacakları bir havuzda (iflas masası) toplanır. ● Tasfiye ve Paylaşım: Masadaki tüm varlıklar icra yoluyla açık artırmada satılır. Elde edilen gelir İİK m. 206 sırasına göre dağıtılır: Önce rehinli alacaklılar ve masa borçları, ardından işçi alacakları ve kamu alacakları, en son ise adi alacaklılar pay alır. Genellikle adi alacaklıların eline sembolik tutarlar dışında bir şey geçmez. Başarısızlık Eşiğindeki Borçlu İçin Çıkış Yolları Var mı? Süreç tıkandığında veya ret kararı kapıya dayandığında tamamen çaresiz değilsiniz. Hukuki ve finansal araçları doğru zamanda kullanarak hasarı minimize etmek mümkündür: 1. İflas İçi Konkordato (İİK m. 309): Şirketiniz hakkında iflas kararı verilmiş olsa dahi oyun tamamen bitmiş sayılmaz. İflas tasfiyesi devam ederken ikinci alacaklılar toplantısında yeni bir konkordato projesi teklif edebilirsiniz. Alacaklılar bu projeyi kabul eder ve mahkeme tasdik ederse, iflas kararı kaldırılır ve şirket yeniden ticari hayata döner. 2. İstinaf ve Temyiz Kanun Yollarına Başvuru (İİK m. 308/a): Asliye Ticaret Mahkemesinin ret ve doğrudan iflas kararlarına karşı tebliğ veya ilan tarihinden itibaren 10 gün içinde Bölge Adliye Mahkemesine (İstinaf) ve ardından Yargıtay'a başvurabilirsiniz. İstinaf sürecinde icranın geri bırakılması veya tedbir kararları alınması için güçlü hukuki gerekçeler sunulmalıdır. 3. Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato: Şirketi yaşatmanın imkânsız olduğu anlaşıldığında, iflasın yıkıcı bürokrasisine girmeden malvarlığının tasfiyesini bizzat alacaklılara bırakacak bir terk projesi sunarak borç yükünden tamamen arınmak mümkündür. Konkordato, zaman kazanmak için oynanacak bir oyalama taktiği değil; son derece hassas, şeffaf ve profesyonelce yönetilmesi gereken bir yeniden yapılandırma sanatıdır. Projenin gerçekçi kurgulanmaması ve sürecin ehil ellerde yönetilmemesi, kurtuluş umuduyla çıkılan bu yolu doğrudan iflas ve ağır cezai yaptırımlarla sonlandıracaktır.